24 Ocak 2017 Salı
Algı yönetmiyoruz... Sadece doğru bilgi, doğru haber
0

İstanbul'un en güzel bisiklet rotası

25.10.2016 19:58
Facebook’ta Paylaş Twitter’da Paylaş

Gönül ister ki Amsterdam’ın düz yolları bizde de olsun ve İstanbul'un tadını bisikletle çıkaralım. Ama maalesef bu büyük bir hayal... Yine de öyle bir rota var ki, bisikletçilere oldukça aşina... Nereden mi bahsediyorum? Üsküdar - Kanlıca rotasından. Burası 14 kilometrelik uzun bir cadde parkuru. Bisikletime atladım, kaskımı taktım ve yola koyuldum. Rota boyunca Boğaz’ın naif sonbahar rüzgârını yüzümde hissetmenin tarifi inanılmazdı.


Başlangıç noktasını Üsküdar İskelesi olarak belirledim. Rotam ise Boğaz tutkunlarına dudak ısırtacak cinsten. İskeleden yola çıkıp Kuzguncuk, Beylerbeyi, Çengelköy, Kuleli, Kandilli, Anadolu Hisarı istikametinde ilerleyip Kanlıca’da final yapmak. Bisikletimi sırtlanıp Üsküdar motoruna atlıyorum. 10 dakikalık kısa soluklu bir Boğaz havasının ardından Üsküdar iskeledeyim. Buradan Kanlıca’ya yaklaşık 14 kilometrelik bir cadde parkuru beni bekliyor. Bisiklet yolu hayal ediyorsanız hemen o hayalden kurtulun. İstanbul’da bisikletçi olmak demek şehir trafiğiyle içli dışlı olmak demek. Fakat bu rotanın bisikletçilere oldukça aşina olduğunu söylemek mümkün. Tek yapmanız gereken kaskınızı takmak ve Boğaz’ın tadını çıkarmak. 

Boğaz'ın nostaljik çocuğu, Kuzguncuk

 
İlk durağım kentsel dönüşümden henüz nasibini almayan Kuzguncuk.  Bu tarihi semt, Boğaz’ı seyredebileceğiniz en güzel noktalardan birinde konumlanıyor. Arnavut kaldırımlı ara sokaklarındaki rengârenk cumbalı evleri, metropol kültürüne yenilmeyen esnafı, köşe başlarında keşfedilmeyi bekleyen sahaf ve cıvıl cıvıl kafeleriyle eski İstanbul’un bizlere biricik mirası… İcadiye Caddesi’nin iki yanına sıralanmış kafelerin arasından soluklanmak için bir yer seçmek bile çok zor. Her biri farklı konseptte dizayn edilmiş ve zevkle dekore edilmiş. En nihayetinde bu çetin savaşı 'Çikolatacı Aziz Bey' kazanıyor. Burası adeta bir serotonin üretim merkezi… Çikolatayla fırtınalı aşklar yaşayanlardansanız, dükkâna girdiğiniz anda nefis kakao kokusundan başınızın dönmesi muhtemel. 
 
 

İstanbulun en güzel bisiklet rotası

 
Kuzguncuk’tan ayrılmadan önce semtin sembollerinden biri olan 'Nail Kitabevi’ne uğramayı ihmal etmiyorum. Kitabevlerinde vakit geçirmekten hoşlanıyorsanız, burada sizi hayli mutlu edecek bir atmosfer mevcut. Hemen raflardan ruh halinize uygun bir kitap seçin ve cumbalı köşelerden birine kurularak bu atmosferin tadını çıkarın. 
 
 

Leziz böreğiyle Çengelköy...

 
Enerji ve huzur stoğumu yaptıktan sonra yola devam ediyorum. Beylerbeyi istikametine doğru ilerlerken nispeten yoğunlaşan bir köprü trafiği selamlıyor. Rota üzerinde en fazla şehir trafiğine karıştığım nokta da burası. Bu güzergahta kasksız olmamanız şart! Bir bisikletçi, şehir trafiğine karışmaktan değil; ekipmansız olmaktan korkmalı. Beylerbeyi Sarayı’nın görkemli ambiyansını geride bırakarak Çengelköy’e varıyorum. Bu noktada acıkanların lezzet durağı elbette 'Çengelköy Börekçi'si olmalı. Çengelköy Börekçi'sine artık neredeyse İstanbul’un çoğu semtinde rastlamak mümkün. Ama bu semtte, bu ambiyansta kendisiyle buluşmanın tadı ayrı. Kendinizi bir porsiyon Çengelköy böreği ile ödüllendirin, yanına bir de demli bir çay söyleyin ve semtin tadını çıkarmaya devam edin. 
 
 
 
Yoğun akşam üzeri trafiğinin ardından Kuleli Askeri Lisesi, tüm sükuneti, hemen önünde kartpostallara konu olacak derece muntazam dizilen balıkçıları ve nefis Boğaz manzarası ile bize kucak açıyor. Bisikletten inip balıkçılarla koyu bir sohbete dalmak için ideal mekân. Hepsinin keyfi yerinde, balık mevsiminde eli cömertleşen İstanbul Boğazı’nın tadını çıkarıyorlar.  Kuleli’nin ardından gün batımına yaklaşırken Kandilli’ye varıyoruz. Ve şehrin keşmekeşinde olduğumuzu unutturan bir manzara daha… Kandilli İskele’de balık tutan kadınlar ve boğazın serin sularına kendini bırakan çocuklar… Ne güzeller, iyi ki varlar. Bisikletçileri üzmeyen kusursuz asfaltlarını geride bırakarak Anadolu Hisarı’na doğru yönelirken Üsküdar Belediyesi sınırlarını da terk etmiş oluyoruz. 
 

Merhaba oksijen diyarı Beykoz...

 
Rumeli Hisarı, ne kadar görkemli bir güzelliğe sahip ise Anadolu Hisarı'nın da bir o kadar mütevazi bir albenisi var. 1395’te Yıldırım Beyazid tarafından yaptırılan hisar, İstanbul’un fethinden sonra önemini kaybederek yerleşim merkezi haline gelmeye başlamış. Bu güzide semt, sakin atmosferi, cana yakın halkı ve bozulmamış tarihi dokusuyla apayrı bir havaya sahip.

 

İstanbulun en güzel bisiklet rotası

 
Hisarın ardından Fatih Sultan Mehmet köprüsünün altından geçerek Kanlıca’ya varıyoruz. Dillere pelesenk yoğurdu, Boğaz’ı en iyi noktadan gören konumu, küçük bir sahil kasabasını andıran atmosferiyle kavuştuğu ünü sonuna kadar hak ediyor. Sahildeki çay bahçesi, Boğaz manzarasını izleyerek reçelli yoğurdunu kaşıklamak isteyenler için ideal. Fakat daha lokal mekânlar keşfetmek istiyorum diyenlerdenseniz semtin ara sokaklarındaki yoğurtçular keşfedilmeyi bekliyor. 
 
www.sportyspice.net
Son Güncelleme: 25.10.2016 19:58